Sanal Hayat Keyifli Forumun Tek Adresi - Sesli Sohbet - Sesli Chat > Eğitim & Öğretim > Atatürk Köşesi » Atatürkün kitle iletişim araçlarına verdiği önem

  • Yeni Konu aç Cevapla  
     
    LinkBack Seçenekler Arama Stil
  • Alt 12 Mart 2012, 01:01   #1
    NetteKeyif
     
    Sincap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
     
    Üyelik tarihi: 15 Mart 2011
    Mesajlar: 16.176
    Sincap is on a distinguished road
    Puanlar: 48.146, Seviye: 1
    Puanlar: 48.146, Seviye: 1 Puanlar: 48.146, Seviye: 1 Puanlar: 48.146, Seviye: 1
    Üst seviye: 99%, 0 Gereken puan
    Üst seviye: 99% Üst seviye: 99% Üst seviye: 99%
    Etkinlik: 33%
    Etkinlik: 33% Etkinlik: 33% Etkinlik: 33%
    Standart Atatürkün kitle iletişim araçlarına verdiği önem

    Kitle iletişim araçları ve özelikle de basın, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi devrim sürecinde de Atatürk’e ve çağdaşlaşma hamlelerine destek vermiştir. Gücünü halktan alan Atatürk, devrimleri benimsetme yolunda zorlama ve baskı yapma yerine ikna ve kamuoyu oluşturma yöntemlerine başvurmuştur. Basının umumi hayatta ve Cumhuriyetin ilerleme ve gelişmesinde sahip olduğu vazifeler yüksektir. Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanması hususunun duyarlı olduğunu kayda değerdir.
    Atatürk
    Kitle iletişim araçları, özellikle okuma-yazma bilmeyi gerektirmeyen radyo ve televizyon, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde toplumsal gelişmede ya da modernleşmede kimi koşulların yerine getirilmesi ve değişkenlerin denetim altına alınmasında kullanılmıştır. Tüm yenileşme çabalarında, geleneksel toplumlardan çağdaş toplumlara geçişte ulusallaşma, ulusal devlet kurma, ulusal bir siyasa izleme, ulusal bir kültür yaratma ve bunu halka yayma temel amaçlardan biri olmuştur. Yenileşmenin, değişmenin, çağdaşlaşmanın bu temel aşaması, Atatürk devriminin ulusçu, halkçı, laik, cumhuriyetçi içeriğiyle girişilen her eylemde göz önünde tutulmuştur.
    Kitle iletişim araçları ve özelikle de basın, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi devrim sürecinde de Atatürk’e ve çağdaşlaşma hamlelerine destek vermiştir. Gücünü halktan alan Atatürk, devrimleri benimsetme yolunda zorlama ve baskı yapma yerine ikna ve kamuoyu oluşturma yöntemlerine başvurmuştur. Bu nedenle kitle iletişim araçları, devrimin başlangıç yıllarından itibaren Türkiye’nin çağdaşlaşma sürecine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu amaçla daha Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu Ajansı kurulmuş, 1927 yılında yayına başlayan radyoyu devletleştirme yoluna gidilmiş, hükümetin sözcüsü durumunda olan gazeteler yayın hayatına başlamış, Atatürk devrimlerinin içte ve dışta tanıtımını yapan dergiler çıkartılmış, devrim kurumları tarafından kitaplar ve broşürler çıkartılarak bunların halka ulaştırılması sağlanmıştır.
    Her yeni devlette olduğu gibi Türkiye’de de devrim, kendine özgü siyasal, ulusal kültürü yaratmak, bunu geliştirmek, siyasal, kültürel toplumsallaşma yöntemiyle bu kültürün tüm toplumca benimsenmesine çalışmak zorunda kalmıştır. Bu zorunluluk, kurulan yeni devletin, gerçekleştirilmek istenen devrimin, uygulanan yeni düzenin bir yaşam biçimi olarak tüm ulusça, halk tarafından içtenlikle benimsenmesi gereksinmesinden doğmaktadır. Türk devriminin yaratıcısı Mustafa Kemal Atatürk’ün değişme yöntemi, ihtilalın ve reformun yöntemi değildir. İnkılâp yöntemidir. İhtilalde olduğu gibi şiddete dayanan bir toplumsal değişme yerine, toplumu kökten değiştirmek, kurumsal değişiklikler yapmak için, halka inanan ve onu eğiterek, ikna etmeye çalışan bir yöntemdir. Devrim yöntemi diğer yandan, yenileşme yöntemleri gibi hızı ve kapsamı sınırlı ve yavaş bir değişme yöntemi değildir, köklü bir değişmedir. Bu yöntemin uygulanması ve başarıya ulaşmasında basın önemli bir işleve sahip olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, 1924’te, TBMM ikinci dönem toplanma yılı açılış konuşmasında basın hakkında şunları söylemiştir: “Basının umumi hayatta ve Cumhuriyetin ilerleme ve gelişmesinde sahip olduğu vazifeler yüksektir. Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanması hususunun duyarlı olduğu kayda değerdir. Her türlü kanuni kayıtlardan önce bir kalem sahibi; ilme ve kendi siyasi görüşlerine olduğu kadar vatandaşların haklarına ve memleketin, her türlü özel düşüncelerin üzerinde olan, yüksek çıkarlarına da dikkat ve saygı göstermeye manevi olarak mecburdur. Bu mecburiyettir ki genel düzeni sağlayabilir, bununla birlikte basın serbestîsinden meydana gelecek kötülükleri ortadan kaldıracak etkili vasıta; asla geçmişte zannedildiği gibi basın hürriyetini kısıtlayan hususlar değildir. Aksine basın hürriyetinden doğacak sakıncaların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetinin kendisidir.”
    Halkla temasa geçerek kamuoyu oluşturmak
    Atatürk Devrimi, Türk halkının da benimsediği bir gereksinmeden kaynaklanıyordu. Devrimin amaçları, hedefleri halk için çizilmişti. O amaçlara halkla birlikte, halkı kazanarak, halkı yönlendirerek varılmıştır. Halktan kaynaklanan iktidarın doğal yaklaşımı, kamuoyu oluşturmak, kamuoyunu yönlendirmektir. Böyle bir yaklaşımın da en etkili aracı hiç kuşkusuz, özellikle o dönemde basın olmuştur. Düşüncelerini, tasarılarını halka açıklamak, onları ülkenin sorunları üzerine aydınlatırken bir yandan da doğrudan doğruya halkla temasa geçerek kamuoyu oluşturmak Atatürk’ün bütün ömrü boyunca sadık kaldığı bir ilke olmuştur. Devrimler, bu biçim nabız yoklama ve alıştırma gezilerinden sonra ortaya atılmış ve benimsetilmiştir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki siyasal eylem, kitle iletişim araçlarını kullanarak iç ve dış kamuoylarına dönük bir iletişim kanalını açmıştır. Özellikle Cumhuriyetin ilk on yıllık dönemi, bu anlamda basın alanında yeni rejimin ittifak halkaları dışında kalan hiçbir eğilime olanak verilmek istenmeyen bir kesit olmuştur. Kurulan yeni siyasal sistem, Atatürk ilke ve devrimlerinin halka benimsetilmesini sağlayacak bir ortamı yaratmaya çalışmıştır.
    Basının önemini çok iyi anlayan Mustafa Kemal Paşa, henüz daha Büyük Millet Meclisi açılmadan önce, askeri ve ulusal örgütlerin mahallelere ve köylere kadar ulaştırılması ve geliştirilmesi için uğraşmıştır. Atatürk, 27 Kasım 1919’da, Erzurum Heyet-i Merkeziyesi’ne yolladığı yazıda, zamanın gereğine göre acele olarak mahalle ve köylerde Teşkilat-ı Milliye’nin kurulmasını belirtmekteydi. Milli Teşkilat mahalle ve köylerde kurulup geliştirilince, ister istemez buralara ulusal bağımsızlık savaşı ile ilgili bilgiler ulaştırılacaktı. Bunun için de, önce Sivas’ta “İrade-i Milliye”, sonra Ankara’da “Hakimiyet-i Milliye” gazeteleri çıkarılmış, Ankara’da Anadolu Ajansı ve Matbuat Müdürlüğü kurulmuştur.
    Atatürk tarafından kurulan gazetelerden ilki İrade-i Milliye gazetesidir. İrade-i Milliye gibi halkın iradesini ortaya koyan bu ismi Mustafa Kemal’in bizzat kendisi vermiştir. Atatürk, Kongrenin yayın ve propaganda organı olarak 4 Eylül 1919’dan itibaren “İrade-i Milliye” adlı gazeteyi yayınlatmaya başlamıştır. Bu gazete Heyet-i Temsiliye’nin Ankara’ya gelişinden sonra Sivas’ta kalmış ve yayınını orada sürdürmüştür. Bu gazetede ulusal şahlanışın ülküsü dile getirilmiş ve Mustafa Kemal bu gazeteden söz ettiğinde daima “benim gazetem” deyimini kullanmıştır.
    Atatürk’ün kurduğu gazetelerin ikincisi ise Hakimiyet-i Milliye’dir.Hakimiyet-i Milliye gazetesi, ulusal bağımsızlık hareketinin sözcüsü olmuş ve devletin sözcülüğünü yapmıştır. Hakimiyet-i Milliye’nin hemen hemen her sayısında Mustafa Kemal’in bir genelgesi, beyannamesi olduğu gibi, bazı sayılarında bunların birkaç tanesi yer almaktadır. Gazetede, ayrıca ulusal bağımsızlık mücadelesini ve devrimleri destekleyen Anadolu basınından alıntılar büyük yer tutmaktadır.
    Atatürkçü eylemin iletişim kanallarını yeniden düzenleme çabalarının ikinci halkası, Anadolu Ajansı’dır. Anadolu Ajansı, Büyük Atatürk’ün kamuoyuna ve kamuoyunu oluşturan ve yansıtan bütün haberleşme araçlarına verdiği önemin sonucu olarak, daha 1920 yılında bizzat Atatürk tarafından kurulmuştur. Meclis’in açılmasından bir ay sonra, 23 Mart 1920’de basın ve haberalma işlerini yeni yönetimin eliyle düzenlemek amacıyla Matbuat ve İstihbarat Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Meclis’in 1920 Haziran’da onayladığı yasayla, Anadolu Ajansı da bu genel müdürlük aracılığıyla yürütme gücüne bağlanmıştır.
    “Devrim Basını”
    Basın Müdürlüğü ulusal basının, devrim ilkelerine, devlet siyasetine ve ulusun gereksinimlerine uygun olmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur. 1930’lu yıllarda ise başta radyo olmak üzere her türlü, film, fotoğraf, belge ve yayını denetleme görevini üstlenmiştir. Ayrıca ulusal basında birliği sağlamak amacıyla, görev ve yetkilerini belirleyen yasalar çıkmasını sağlamış ve basın birlikleri oluşturulmuştur. Böylece basının, Atatürk ilke ve devrimleri ışığı altında toplanması sağlanmıştır. Bu nedenle Türkiye’de 1923-1938 yılları arasındaki basına “Devrim Basını” demek yanlış olmaz.
    Devrim basını, gazeteciliği her şeyden önce ulusal bir iş olarak tanımlamıştır. Bunun için bütün Türk basınının kantite kaygısından geçerek kalite üzerinde durması sağlanmıştır. Kaliteli bir gazetenin başlıca unsurları olarak şunlar kabul edilmiştir:
    -Devrim ve memleket davalarını halka en iyi ve en canlı bir biçimde vermek.
    -Gerek iç ve gerekse dış siyasamızda devletin ve ulusun yüksek çıkarlarını sürekli göz önünde tutmak.
    1932 yılı Ocak ayından 1934 yılı Ekimine kadar 34 sayı yayınlanan Kadro dergisi, yayın süresince Atatürk inkılâplarının sınırlarını çizmeye, ilkelerini belirlemeye çalışmıştır. Kadrocular, bu dergide devletçiliğin ilkelerini belirleyen, halkçı niteliği vurgulayan, halka yönelik yazılara yer vermişlerdir. 1934’ten itibaren Kemalistlerin, özellikle resmi doktrinin yayılmasına adanan iki süreli yayını olmuştur: Kemalist Türkiye ve Ankara. Bol resimli ve lüks baskılı bu iki derginin her biri yurtdışında Kemalizmin tanıtılması ve aktif bir propaganda aracılığı ile diğer uluslar ve Türk ulusu arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin kurulması amacıyla yayın yapmıştır. Bu dergilere, Akşam ve Cumhuriyet gazetesinin Fransızca dilinde çıkan nüshaları ve Türkiye gazetesini de eklemek gerekmektedir.
    Atatürk devrimlerinin halka benimsetilmesi çalışmalarında basının rolünün en güzel örneği yazı devriminde görülmektedir. Kitle iletişim araçları, öncelikle uluslaşma ve Batı uygarlığıyla bütünleşme yolundaki en önemli adımlardan biri olan yazı devrimi düşüncesinin ortaya atılmasında ve olgunlaşmasında etkili olmuştur. Arap harflerinin değişmesi fikri konusunda tartışma ortamı yaratılmış ve bu konuda kamuoyu oluşturulmuştur. Basın, Latin harflerini benimsemiş ve devrimin getirdiği bütün sıkıntılara karşın açılan her türlü kampanyaya destek vererek halkın yeni yazıya uyumu konusunda elinden gelini yapmıştır. Konunun her türlü propagandası yapılmış, gazeteler, her gün, kimi bilinen bir şiirden, kimi de Atatürk’ün sözlerinden birkaç paragrafı yeni harflerle yayınlamıştır. Gazeteler, yeni yazı yarışmaları bile açmışlardır. Atatürk’ün, “Türk harflerini hızla yaymak herkesin görevidir” sözleri devrimlerin yayılması konusunda basın dahil herkesin görev ve sorumluluğu olduğunu anlatmaktadır. Türk basını, devrimlerin yıldönümlerinde de, birinci sayfalarını baştanbaşa kaplayan yazı ve resimlerle süslenmiş, konunun anlam ve önemini belirten yazılara yer vermiştir. Böylece halktaki devrim bilinci diri tutulmaya çalışılmıştır. Devrim Basını, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, ulusal çıkarlardan yana bir tarafsızlık ilkesiyle, dönemin tüm olumsuzluklarına karşın her türlü fedakârlığa göğüs gererek Atatürk devrimlerinin halka benimsetilmesi çalışmalarında önemli roller üstlenmiştir.
    Atatürkün kitle iletişim araçları hakkındaki sözleri
    Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir. (1922)
    Basının tam ve geniş hürriyeti iyi kullanmasının, ne derecede nazik bir vaziyet olduğunu söylemeye lüzum görmem. Her türlü kanuni kayıtlardan evvel bir kalem sahibinin ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telakkilerine olduğu kadar vatandaşların hukukuna ve memleketin, her türlü hususi telakkilerin üstünde olan, yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi zorunluluğu, asıl bu mecburiyettir ki umumi düzeni temin edebilir. Bununla beraber bu yolda yanılma ve kusur olsa bile; bu kusuru düzeltecek etken ve vasıta; basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir. (1924)
    Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır. (1929)
    Gazeteciler kanunun ve umumun menfaatlerinin aksine muamelelere şahit ve vakıf oldukları takdirde gerekli yayında bulunmalıdır. (1923)
    Basın hürriyetinin mahzurlarının giderilmesinin yine basın hürriyetiyle mümkün olduğuna dair bu büyük meclisin yol gösterme ve düzenleme sahasında güzel karşılanan esaslar, eğer Cumhuriyetin ruhu olan faziletten mahrum kendini bilmezlere, basının sinesinde haydutluk fırsatını verirse, eğer halkı aldatan ve doğru yoldan çıkaranların fikriyat sahasındaki uğursuz tesirleri, tarlasında çalışan suçsuz vatandaşların kanlarını akıtmasına, yuvalarının dağılmasına sebep olursa ve eğer en nihayet haydutluğun en kötüsünü göze alan bu gibi kimseler, kanunların özel müsaadelerinden istifade imkânını bulursa, Büyük Millet Meclisi eğitici ve ezici kudretinin müdahale ve uyarması elbette gerekli olur. (1925)
    Özel maksatla neşriyat yapan bazı gazetelerin, halkın ekseriyeti üzerinde yaptığı tesir, her memlekette olduğu gibi o gazetelerin lehinde değildir. (1924)
    Cumhuriyet devrinin kendi zihniyet ve ahlakıyla donanmış basınını yine ancak Cumhuriyetin kendisi yetiştirir. (1925)
    Matbuat hiçbir sebeple tahakküm ve nüfuza tabi tutulamaz. (1923)
    Sincap isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Yeni Konu aç Cevapla  

    Bookmarks

    Etiketler
    Atatürkün kitle iletişim araçlarına verdiği önem


    Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
     
    Seçenekler Arama
    Stil

    Yetkileriniz
    Konu Acma Yetkiniz Yok
    Cevap Yazma Yetkiniz Yok
    Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
    Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-Kodu Kapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık




    Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:13.

    dekorasyon Kiralık Ofis | sanal ofis sanal ofis
    istanbul travestileri | istanbul travestileri | sex hikayeleri | sex hikayeleri | Penis Büyütücü | travesti forum | film izle| ankara travesti Bilgileri | istanbul travestileri Hakkında travesti | Ankara Travesti bilgileri | istanbul travestileri | ankara travestileri Bilgileri | bayan bilgileri | türkçe porno izle | ankara escort | istanbul travestileri Bilgileri istanbul travestileri|

    Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

    1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377