Sanal Hayat Keyifli Forumun Tek Adresi - Sesli Sohbet - Sesli Chat > Her Telden > Sağlık > Genel Sağlık » Takıntıyı takmayın

  • Yeni Konu aç Cevapla  
     
    LinkBack Seçenekler Arama Stil
  • Alt 20 Haziran 2013, 10:24   #1
    Keyifli~Üye
     
    Handan_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
     
    Üyelik tarihi: 28 Mart 2011
    Mesajlar: 1.444
    Handan_ is on a distinguished road
    Puanlar: 5.094, Seviye: 1
    Puanlar: 5.094, Seviye: 1 Puanlar: 5.094, Seviye: 1 Puanlar: 5.094, Seviye: 1
    Üst seviye: 99%, 0 Gereken puan
    Üst seviye: 99% Üst seviye: 99% Üst seviye: 99%
    Etkinlik: 0%
    Etkinlik: 0% Etkinlik: 0% Etkinlik: 0%
    Standart Takıntıyı takmayın

    obsesif kompülsif bozukluk - obsesif insanlar - obsesyonlar - takıntı hastalığı1970’lere kadar tedavisi bulunamayan hastalık biraz inatçı da olsa artık alt edilebiliyor.


    Halk arasında ‘evham’ olarak da nitelendirilen takıntı hastalığı tıp dilindeki adıyla pek bilinmiyor. 1970’lere kadar psikolojik bir sorun olarak bilinen ve çaresi olmayan obsesif kompülsif bozukluk (OKB), aslında biyolojik de bir rahatsızlık. Beyindeki serotonin isimli hormonun yeterli düzeyde salgılanmaması sonucunda, çevresel faktörlerin de etkisiyle ortaya çıkıyor. Tabii genetik faktörünü de unutmamak lazım. Kimi hastalara “Keşke kanser olsaydım!” dedirtecek kadar acı veren bir rahatsızlık bu. Beynin emin olma mekanizmasının bozulduğu OKB sebebiyle hastalar günlük hayatlarını diğer insanlara göre daha zor geçiriyor. Aslında pek çok şeyi başarabilecekken potansiyellerini kullanmıyor, bilakis öldürüyorlar. Biz de insan hayatını bu derece olumsuz etkileyen hastalık hakkındaki sorularımızı ‘Takıntılar’ kitabının yazarı Psikiyatrist Dr. Oğuz Tan’a sorduk. -Obsesif kompülsif bozukluk (OKB) nedir?


    OKB takıntı veya saplantı hastalığı adıyla Türkçeleştirilebilir. Takıntı (obsesyon) insanın aklına gelen ve bir türlü gitmek bilmeyen fikirdir. Bu düşünceler bazı şeyleri insana tekrar tekrar yaptırır. Bunlara da kompülsiyon denir. En sık görülen türü temizlik hastalığıdır. ‘Dokunduğum yerde kan mı vardı, idrar mı? Çöpün yanından geçtim, bana pislik bulaştı mı? Hastanenin yanından geçtim, mikrop kaptım mı?’ gibi temizlik üzerine fikirler insanın aklına gelir ve bir türlü gitmez. Mesela 33 yaşında bir ev hanımı hastam nereye dokunsa el yıkama ihtiyacı duyuyordu. Bilhassa ev dışında çok kötüydü durumu. Koltukta bile kolları değmeden oturuyordu. Banyoda 4 saat duruyordu, zorla çıkarıyordu ailesi. Hastanelerden aşırı derece rahatsız oluyor, eve gittiğinde yıkanıyordu. Dışarıda tuvalete gitmiyor, gitse bile evde bütün kıyafetlerini kapıda çıkarıyordu. Eşine ve çocuklarına da aynı şeyi yaptırıyordu. Ellerinin derileri soyulmuş, kıpkırmızı olmuş yıkamaktan. Zaten ağlayarak yıkıyor. Tuvalette kalma süresi bir saati buluyor. Beline kadar taharet alıyor. Her gün bir kalıp sabun tüketiyor. Su ve elektrik faturası normalin iki-üç katı geliyor. Çamaşır makinesinde aynı çamaşırı üç-dört kere yıkıyordu…


    -Hasta bu tarz mantıksız şeyleri yaptığında kendisine güveni azalmıyor mu? Hastalık akli dengeyi bozmaz. Bunlar gayet normal, sağlıklı, dürüst ve çoğu başarılı insanlar. Dışarıdan normal görünürler; ama içlerinde fırtınalar kopar. Çoğu bu hastalığı kendilerine yediremediğini söyler. Beyinde emin olma mekanizmaları bozuluyor. Emin olamadıkça aynı eyi tekrar tekrar yapıyorlar. Kendilerine güvenleri elbette azalıyor, çok mutsuz oluyorlar. Depresyon riskinin en sık görüldüğü hastalık türü OKB. Her zaman birlikte seyretmez; ama seyri esnasında sık sık depresyon ortaya çıkar. Çoğu hastamdan “Bu rahatsızlığa yakalanacağıma keşke kanser olsaydım.” sözünü duymuştum. Hastalığın özelliği şu: Mesela kapıyı kapattığını hatırlıyor. Dönüp bir daha kontrol ediyor. Üç, beş, on kez ediyor, yirmi dakika kapının önünde bekliyor; ama tekrar gidip bakıyor. Bakmazsa dayanılmaz bir sıkıntı duyuyor içinde. Zaten hastalığın temel özelliği tekrarlayıcı düşünce ve hareket.


    - Peki bu tekrarlamalar hastaya iyi geliyor mu? Geçici olarak azaltıyor sıkıntıyı; ama hastalığı da kronikleştiriyor.


    -Yani kısa vadede faydalı, uzun vadede zararlı. Kesinlikle öyle. Tedavide zaten ilaç dışında en etkili yöntem ERP’dir (Explosure Response Provention). ‘Explosure’, İngilizcede kendini maruz bırakma, üstüne gitme; ‘response provention’ da tepkiyi önleme demek. Mesela “Sana pis gelen şeylerden kaçınma, otobüsün tutamaklarını tutamıyorsan tut, kimseyle tokalaşmıyorsan tokalaşmaya başla, elini yıkayacaksan geciktirerek yıka veya hiç yıkama.” diyoruz. Ama bu o kadar zor ki. Tedavide ancak bu çok yavaş ve belli bir program dahilinde yapılıyor. Hiç yıkamamayı beceremeyebilir hastalar. Ama buna günde beş saat ayırıyorsa dört saate indirmek mümkün.


    -Peki sebebi nedir takıntıların? Bu hastalığın biyolojik kökenli olduğu artık iyi biliniyor. Beyinde ‘mutluluk hormonu’ diye şöhret bulan serotonin adlı bir madde var. Bu madde aynı zamanda düşünceyi de düzenliyor. Serotonin azalırsa kişi düşüncesini de kontrol edemez hâle geliyor. OKB’nin kritik noktalarından biri de kişi aklından geçen düşüncenin mantıksız olduğunu biliyor; ama atamıyor ve büyük bir sıkıntı duyuyor.


    -OKB’nin tedavisi nedir? İyileştikten sonra tekrarlama riski var mı? Hastalığın yarısında ilaç tedavisi yeterli geliyor. Bir seneden önce ilaç kesilirse tekrarlama riski neredeyse yüzde 100. Bu bir buçuk-iki seneye uzatılırsa tekrarlama riski daha da azalıyor. Ama yine de OKB tekrarlama riski yüksek olan bir hastalık. Psikoterapinin zaten en önemli faydası davranış değiştirmeye yönelik olması. Bu terapi ilaçla beraber verilirse tekrarlama riskini epey azaltıyor. İlaçsız uygulanırsa yine yarısı düzelme gösteriyor. İlaçla psikoterapi yarı yarıya önem arz ediyor. İkisi birlikte uygulanırsa yüzde 90 iyileşme görülüyor.


    -Bu hastalık kişinin karakterinden mi kaynaklanıyor, yoksa çevrenin ve yaşadıklarının etkisiyle mi ortaya çıkıyor? Genlerin etkisi yüzde 60, çevrenin etkisi yüzde 40 diyebiliriz. Yani biyolojik faktör ön planda. Fakat yetiştirilme tarzı ve kişisel özellikler etkili olabiliyor hastalığın başlamasında. Bu özelliklerin başında mükemmeliyetçilik gelir; ‘her şey kusursuz olsun’ düşüncesi yani. Yine kısmen bunun yol açtığı suçluluk duygusu. Hastalar genelde aşırı sorumluluk sahibi, en ufak bir aksamayı kabul edemeyen, bu yüzden hemen suçluluk duygusuna kapılan, şekilci ve dolayısıyla değer yargıları katı olup esneklik gösteremeyen, gergin, kaygılı ve karamsar, ince eleyip sık dokuyan, zor karar veren kişilerden oluşuyor.


    -Obsesif kompülsif kişilikle OKB’yi birbirinden ayırıyorsunuz. Kişiliği âdeta taşıyıcı konuma yerleştiriyorsunuz. Nedir bu ikisinin arasındaki ince fark? OKB adı üstünde bir bozukluk, bir hastalık. Genellikle 20 yaşında başlıyor. Çocukluk çağında başlayan vakalar da çok. Çocuklukta da ender bir hastalık değil. 20 yaşında başlayanların ergenlik dönemlerine bakıldığında ilk nüveleri görülebiliyor hastalığın. Tedaviye büyük oranda cevap veriliyor. Ama obsesif kompülsif kişilik bir karakter özelliği. Bütün kişiliklerde olduğu gibi çocukluk yıllarında oluşmaya başlıyor. 18 yaş civarında oturuyor ve genellikle hayat boyu devam ediyor. Kişilik hayatımızda çok yavaş ve geç değişir. İlaçla da değişmez. Ancak psikoterapiyle ve kişinin kendini tedavi etmesiyle obsesif kompülsif kişilik değişebilir. OKB’si olanların büyük bölümü bundan rahatsızdır, farkındadır, tedavi arar ve çok mutsuz olur. Ama obsesif kompülsif kişiliği olanlar genellikle farkında değildir. Başka herkesi yanlış görür. Mutlu insanlar değillerdir; fakat herkes benim gibi olmalı düşüncesindedirler.


    -İrsiyet söz konusu mu OKB’de? İrsiyet faktörünün etkisi var. Ama her OKB görülen kişinin ailesinde bu hastalık görülecek diye bir şey yok. İlk örnek de olabilirler. Yine de genetik etkenlerin küçümsenmeyecek bir rolü var.


    -Neden OKB hastaları kendilerini dünyadaki tek örnekmiş gibi algılıyorlar? Saçma bir şey yaptıklarını düşünüyorlar. Bize bile anlatmaya utanıyorlar. Hatta daha önce doktor doktor gezmiş ama “Hiçbir doktora takıntılarımı anlatamadım, ilk kez size anlatacağım.” diyen çok hasta var. Hastayla güven ilişkisi kurmak psikiyatride çok önemli. Ama hafifi bile çok rahatsız edici olduğu için hastaların çoğu doktora başvuruyor.


    -OKB’nin görülme sıklığı nedir? Çok sık görülen bir hastalık. Bütün vakalar hesaplandığında dünyanın yüzde 2,5 – 3’ünde görülüyor. Türkiye’de toplum taramalarından elde edilen sonuca göre bu 1,5 – 2 milyon kişi, yani gizli bir salgın demek. Tabii bu sayıya ufak tefek takıntıları olanları katmıyoruz. Ancak kişi ve çevresi ciddi şekilde etkileniyor, performansı düşüyorsa bu durum hastalık olarak kabul ediliyor.


    -Tedaviye cevap verme oranı nedir? Tedavisi zor olan hastalıklardan biri OKB, depresyondan daha zor. 1970’lerin ortalarına kadar tedavisiz bir hastalık olarak biliniyordu. Hâlâ eski kitaplara bakıldığında buna rastlanır. Hâlbuki günümüzde ilaç ve psikoterapi ile yüzde 90 düzeliyor. Ama yine de en az bir buçuk-iki sene ilaç tedavisine ve psikoterapiye devam etmek gerekiyor. Üç-dört haftadan önce bir düzelme olmuyor. Çoğu zaman ayları buluyor düzelmenin başlaması.


    -Farklı türlerdeki takıntıların bir insanda görülmesi mümkün mü? Bir dönem temizlik takıntısı olan kişide başka bir dönem düzen takıntısı görülebiliyor. Önemli bir bölümünde de hastaların iki-üç takıntı birden görülür. Aynı anda sekiz-on takıntının görüldüğü vakalar olabiliyor. Tekrarladığı zaman hastada ümitsizlik duygusu ortaya çıkarır. Ama önceden tedaviye cevap veren yine cevap verir. Çoğu kişi “Kendimden bıktım.” diyor.


    -Neden kararsız OKB hastaları? Hastalık emin olma mekanizmasını bozduğu için. Aslında ciddi işleri başarıyla yürütebilirler, evlenebilirler. Başarılarını engelleyen, bu takıntılara fazlaca zaman ayırmaları, peşi sıra depresyona girmeleridir. Düşüne düşüne beyinlerini yorarlar. OKB hastalarında hücre sayısı fazladır, beyinlerinde aşırı çalışma olduğu için kabukları kalındır diğerlerine göre. Düşünmekten işini yürütemez hâle gelirler. Psikiyatride OKB anksiyete bozuklukları arasında yer alıyor. Anksiyete kaygı demek. Mesela depresyon duygu durumu bozukluğudur. OKB ise kaygı bozukluğudur; panik bozukluk, sosyal fobi gibi.


    -Ufak çapta takıntıları olan kişiler bunlarla nasıl mücadele edebilir? En pratik yol mantık dışı şeyi yapmamak veya daha seyrek yapmak. Tedavide temel prensip budur. Mantıklı davranış, mantıklı düşünceyi geliştirir. Mantıksız bir düşünce akla gelse bile bu mantıklı davranışla ortadan kaldırılabilir. Ve bir zaman sonra o yanlış hareketi yapmak içinden gelmez. Bir zaman kendisini zorlarsa davranışı birden olmasa da belli bir zaman geçtikten sonra değişir. Birebir üstüne gitme. Ama OKB hastaları için bir uzman yardımı olmadan bunu yapmak mümkün değildir. Kendi kendilerine yapmaya kalkıp başaramazlarsa ümitsizliğe kapılabilirler. ‘Basamaklı davranışçı terapi’, yani kişiyi en az rahatsız edenden başlamak bu yüzden önemli.


    -Ya obsesif kompülsif bozukluğu olanlar? Kötü düşüncenin gelmemesi için mücadele ettikçe daha çok gelir. Buna ‘paradoxical intention’ denir. Kişi bunlarla mücadele ettikçe bataklıkta çırpınan kişi gibi daha çok batar. Tam tersine, bırak gelsin diyeceksiniz.


    BELLİ BAŞLI TAKINTI TÜRLERİ Bulaşma: Halk arasında bilinen tabiriyle temizlik hastalığı.


    Şüphe ve kontrol: Temizlikten sonra en sık görülen tür. Bir işi tekrar tekrar kontrol etme, ‘paranın üstü eksik mi’ diye sürekli hesaplama…


    Düzen: ‘Her şey yerli yerinde olacak, masanın örtüsü her taraftan eşit sarkacak, perde asla potluk yapmayacak’ gibi düşünceler… Sayma: İbadet niyetiyle değil de kötü bir şey olacak hissiyle tekrar tekrar dua etme, plaka numaralarını çarpıp bölme…


    Hastalık: ‘Bir rahatsızlık var’ endişesiyle devamlı doktora gitme… Dinî: Şüphe üzerine namaz ve abdestleri sürekli tekrarlama. İnançlı olduğu hâlde Allah’ın varlığını sorgulama, yasak şeyleri yapar mıyım korkusu yaşama…


    ****fizik: Yıllarca insanların cevap aradıkları sorulara yeni cevaplar arama: Dünyadan önce ne vardı, dünyanın sonu ne olacak, kıyamet kopacak mı kopmayacak mı?.. Büyüsel: Mesela kapıdan girerken aklına babasının öleceği gelir? Gerçekleşir korkusuyla çıkıp bir daha girer, bunu tekrarlar…


    Saldırganlık: ‘Acaba birine vurur muyum, yeğenimi sekizinci kattan atar mıyım, arabayla geçerken falancayı ezdim mi’ şeklindeki düşünceler… Biriktirme: En iyi örneği meşhur çöp evler. Sahipleri aslında pisliğe meraklı kişiler değildir. Takıntı önce atamamakla başlar. ‘Bir gün lazım olur’ diyerek hiçbir şeyi atamaz hâle gelirler.


    Obsesif yavaşlık: Belli bir takıntı türü değil. Fakat doğru yapma, yanlış yapmama hisleriyle her işi çok yavaş yaparlar. ‘Mükemmel iş yapacağım’ diye hiç iş yapamaz hâle gelirler.



    alıntı

    Handan_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Yeni Konu aç Cevapla  

    Bookmarks

    Etiketler
    Takıntıyı takmayın


    Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
     

    Yetkileriniz
    Konu Acma Yetkiniz Yok
    Cevap Yazma Yetkiniz Yok
    Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
    Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

    BB code is Açık
    Smileler Açık
    [IMG] Kodları Açık
    HTML-Kodu Kapalı
    Trackbacks are Açık
    Pingbacks are Açık
    Refbacks are Açık




    Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:12.

    dekorasyon Endüstriyel Mutfak EKipmanları sanal ofis Kiralık Ofis | sanal ofis sanal ofis | sanal ofis | muadil toner | fantezi iç giyim fantezi giyim kerebiçci kerebiçci oğuz kerebicci.com araç takip sistemleri | kişi takip sistemleri | Varlık takip sistemleri | filo takip sistemleri |
    istanbul travesti | istanbul travesti izmir escort bayan izmir escort tuzla escort bursa escort bursa escort casino siteleri casino siteleri casino siteleri casino siteleri casino siteleri bahis siteleri istanbul travesti travesti forum |
    istanbul travesti Mekanları | istanbul travesti Haber | istanbul travesti Bilgi | istanbul travestileri | istanbul travesti | travesti | ankara travesti| ankara travesti | ankara travesti ankara travesti

    Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

    1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429